Platform ne olursa olsun, iOS veya Android, akıllı telefon kullanıcıları bu alandaki yeniliklerin yavaşladığı konusunda hemfikir. Bunun için tamamen yapay zeka özelliklerini suçlamasak da, durumu daha iyi hale getirmiyor.
Neden? Şirketlerin Ar-Ge için ayırdıkları bütçeler sınırlı olduğundan, yapay zeka modeli geliştirmeye harcanan her dolar, çok daha çığır açıcı olabilecek yeni donanım yenilikleri geliştirmek için harcanmayan bir dolar anlamına geliyor.
Örneğin katlanabilir telefonlar henüz mükemmel değil ve geliştirilmeleri için yıllara ihtiyaç var. Ancak bunları üreten şirketler, eğer Ar-Ge bütçelerinin önemli bir kısmını şirket içi büyük dil modellerini eğitmeye harcamışlarsa, bunu karşılayamayabilirler.
2. Yapay zekaya öncelik verilmesi, temel sorunların çözümsüz kalmasına neden olur
Hiç kimse yapay zekanın sağlayabileceği rahatlığı inkar edemezken, halihazırda çözülmesi gereken çok sayıda sorunu olan cihazlara yeni yapay zeka özellikleri eklemeye öncelik vermek en iyi fikir olmayabilir. Ama bazı akıllı telefon şirketlerinin yaptığı tam da bu gibi görünüyor.
Örneğin, Samsung'un Galaxy AI özellikleri gerçekten yeni ve heyecan verici, ancak çoğu kullanıcı şirketin yüksek çözünürlüklü fotoğraflar çekerken deklanşör gecikmesini düzeltmeye ve Galaxy cihazlarındaki gereksiz yazılım miktarını azaltmaya öncelik vermesini istiyor.
Benzer şekilde, birçok Pixel kullanıcısı Google'ın şarj hızlarını, video kalitesini ve pil ömrünü iyileştirmesini, kamera uygulamasındaki sarsıntılı lens geçişlerini düzeltmesini ve amiral gemisi telefonlarını daha fazla yapay zeka özelliğiyle doldurmak yerine varsayılan olarak 256 GB sunmasını istiyor.
Buradaki önemli nokta, çoğu insan için akıllı telefonun önce bir araç, sonra da bir yaşam tarzı vazgeçilmezi olmasıdır. Dolayısıyla, onların karşılaştıkları sorunları çözmek, sadece güzel olsa da aslında çok da gerekli olmayan yeni özellikler eklemekten daha mantıklı.
3. Yapay zeka özellikleri, teknoloji konusunda bilgili olmayan kullanıcılar için kullanıcı arayüzünü karmaşık hale getirir
Kullanıcı arayüzüne çok fazla şey eklerseniz, karmaşık ve kafa karıştırıcı görünmeye başlar. Tüm yeni simgeler, etiketler ve kullanıcı arayüzü öğeleri arasında gezinebilirsiniz, ancak çoğu kişi tüm değişiklikleri takip edebilecek kadar teknoloji meraklısı değildir.
Yapay zeka özelliklerine alışmak da bazen zaman alabiliyor ve sonuçlar her zaman anında görüntülenmiyor. Kullanıcı girdisini anlamak ve işlemek, özellikle düşük donanımlı telefonlarda zaman alır. Bu durum, insanların özelliği birkaç gün denedikten sonra kullanmak istememesine neden olabilir.
4. Şirketler değer sağlamaktan çok yeniliğe öncelik veriyor
Akıllı telefon teknolojisinde henüz donanımsal atılımların eşiğinde olmadığımız için şirketler, telefonlarını farklılaştırmak ve yenilik sunmak için yapay zekayı bir araç olarak kullanıyorlar.
Peki sorun ne? Mevcut özellikleri daha düşük bir fiyata sunmak bir şey, yeni özellikleri daha yüksek bir fiyata sunmak ise başka bir şey. Ve teknoloji devlerinin ikinci yaklaşımı benimsediği anlaşılıyor; bu da sadece temel özellikleri kapsayan uygun fiyatlı bir telefon isteyen, değer odaklı alıcılar için kötü bir haber.
Ancak şirketler yapay zekayı her şeye entegre etmeye başladıkça, gerçekten ihtiyacınız olmasa bile bu yeni özellikler için ödeme yapmaktan başka seçeneğiniz kalmıyor. Şirketlerin yeniliğe değil değer sağlamaya odaklanması daha iyi olur.
Elbette, insanların akıllı telefonlara yapay zekayı entegre etmekten vazgeçmemesi gerekiyor. Ancak şirketler yapay zekaya o kadar takılıp kalmamalı ki akıllı telefonların diğer önemli yönlerini göz ardı etmemeliler. Yapay zeka özellikleri bir şirketin mevcut sorunları çözmemesi veya diğer inovasyon yollarını unutması için bir bahane değildir.